Ercan Ulutaş

Ercan Ulutaş

28 Ekim 2021 Perşembe

    KİTAP TAHLİLİ-LEYLA ENGİN’İN KALEMİNDEN ” SANDIK “

    KİTAP TAHLİLİ-LEYLA ENGİN’İN KALEMİNDEN ” SANDIK “
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Uzun zamandır elime doğru düzgün bir kitap almamıştım ya da almamıştım bilmiyorum. Evimde kitaplığımın yerini değiştirmek için etrafa saçılan kitapların arasında bulmuştum bu kitabı “SANDIK”

    Sevgili dostum Leyla Engin’in kaleminden vücut bulan bu kitabı oracıkta bırakamadım ve daha önce okumama rağmen tekrar okumak için yanıma aldım.

    Bir elimde çay bir elimde Sandık varken, kitabın yazarı olan dostum Leyla Engin’i aramayı da ihmal etmedim. Bu eseri yayımladığı için tekrar tekrar tebrik ettim kutladım kendisini. Okuduktan sonra da kitap ile ilgili fikirlerimi duymak istediği için kırmadım tabiki kendisini ve acizane aldım ben de elime kalemi.

    Oldukça akıcı bir üslupla kaleme alınan Sandık bir öykü eseri olmasına rağmen gerçek hayat hikayelerini aratmayacak gel gitlerle dolu.

    Tabiri caizse bir Sandık dolusu hikaye, bir sandık dolusu yaşanmışlık ya da hasret ve hayal kırıklığı ile geçen onca yıl.

    Ben olsam bu kitaba hangi ismi koyardım demeden geçemedim. Aklımda bir sürü isim türedi.” KARANLIK AŞK” olabilir mi mesala, ya da ” SİNEM’İN GİZEMLİ DÜNYASI” peki ” DELİ HIRSIZ ” nasıl, “BIRAK PEŞİMİ YA DA TUT ELLERİMDEN “, “GECELERİN PRENSİ” vesaire vesaire denecek türden bir eser SANDIK.

    Hikâyenin kahramanı olan Sinem’in dünyası da tam da buna benzer. Çekmediği çile kalmamış tipik bir kadın figürü. Yıllarca içinde sakladığı ve bir noktadan sonra taşan duygular SANDIK’ta var.

    Gecenin gizemli anında gelip, yine karanlıklarda kaybolan prenses, hırsız mı yoksa gönül hırsızı mı.

    Hırsızsa eğer bulduğunu çalar ve kaybolur bizim Sinan böyle mi peki. Yirmi yıl boyunca bir adım ötede, bir nefes yakınlıkta ve aynı zamanda dünyanın diğer ucu kadar da uzakta.

    Sabır taşı mısın be mübarek, söyleyeceğin sözü onca zaman nasıl saklı tuttun yüreğinde seni gidi yürek hırsızı.

    Melankolik bir aşkın pençesinde kıvranan Sinem’in dünyasına siz de misafir olmak isterseniz ” SANDIK” tam da size göre bir eser.

    Kalemine yüreğine sağlık Leyla Engin…

    Ercan ULUTAŞ
    28.10.2021

    Devamını Oku

    Şimdi Aşı Zamanı!

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Geride bıraktığımız yılda, ne çok acılar, ne çok hüzünler bıraktık. 2020 yılı bizi o kadar çok yordu ki, neredeyse herkeste olumsuz izler bıraktı.

    Ansızın hayatımıza giren Koronavirüs illeti, tabiri caizse tüm dünyayı hizaya getirmeyi başardı. Gözle görülmeyen bir düşmanın ne kadar tehlikeli olabileceğini de gözler önüne serdi. Kimi nerde, ne zaman, ne şekilde yakalayacağı belli olmazken gerek fiziki olarak gerek psikolojik olarak farklı etkileyen bu hastalık anneyi oğuldan, kardeşi kardeşten, karı kocayı uzaklaştırdı. Kalabalık ve toplu olarak sıradan yapılan tüm etkinlikler adeta hayal oldu. Bu süreçte okullar, camiler, stadyumlar, kahveler, restaurantlar kısacası hemen hemen yüzlerce sektörü doğrudan binlerce sektörü ise dolaylı etkileyen bu hastalık istenmeyen misafir misali hayatımıza adeta kamp kurdu.

    Tüm bu hastalıklar sonucunda sadece ülkemizde yirmi binden insan malesef hayatını kaybederken, yüzbinlerce insan ise hala bu hastalığın pençesinde yaşam mücadelesi veriyor. Dünya geneli tablo ise çok daha korkunç. Milyonlarca insanı yaşamdan koparan bu virüs için henüz bir ilaç bulunmazken, uzun uğraşlar ve testler sonucunda ” AŞI “lar hayatımıza giriyor.

    Amansız bir hastalık için umut olan Aşı çalışması dünyanın pek çok yerinde başlarken, ülkemizde ise bir dizi çalışmalar sonrasıda önümüzdeki hafta başlayacak gibi. Devletimiz ve hükümetimiz halkımız için tüm imkanları seferber ederken Aşı’da da herhangi bir ücret vatandaştan alınmayacak.

    Ancak insanlar ister istemez aşıya karşı ön yargılı olabiliyor. Ne de olsa can tatlıdır. Halbuki aylarca süren testler sonucunda bu aşılar ülkemize gelmiştir. Buna rağmen kendi güvenililirlik testlerimizden de geçerse umarım tez zamanda Aşı dalgası başlayacak, insanların bağışıklık sistemleri güçlenecek ve er ya da geç bu hastalık hayatımızdan çıkacak. Biz de Aşı konusunda hala tereddüt yaşayan vatandaşlarımıza bu endişelerinin yersiz olduğunu bilakis millet olarak yaşadığımız bu zor günlerde Aşı olmanın bir vatandaşlık görevi olduğunu söylemek isteriz. Bilim adamlarının çok uzun süren çalışmalarının olumlu sonuçlarını millet olarak almak için, devletimizin aldığı kararları tavizsiz uygulayarak başta aile olarak , toplum olarak ” Maskesiz gülmek, Mesafesiz Yaşamak “için son söz olarak diyoruz ki; ŞİMDİ AŞI ZAMANI …

    Devamını Oku

    Edremit Van’a Bakacak

    Edremit Van’a Bakacak
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    İlk kez, çocukluk yıllarında dinlemiştik güzel türküsünü.

    ” Edremit Van’ a bakar,

    İçinde Şamran akar,

    Öyle bir Yâr sevmişim ki;

    Her gören ona bakar? “

    Evet; kendi güzel, insanı güzel memleketimizin, Ege’yi, Akdeniz’ i, Marmara’yi aratmayan, doğal güzellikleri ile tadına doyulmaz bir aşk sunar gibi, her görenin hayran kaldığı şirin İlçemizden söz ediyorum;

    Edremit’ ten… Türküsüne devam ediyoruz

    ” O süssem, O sümbül

    O güldür, O bağındır.”

    Yeşil ve Mavi hiç bir yerde bu kadar uyumlu durmamıştır. Her tarafı bağlık, bahçelik. Bereketli topraklarında, cevizinden, karpuzundan, elmasından, armuduna kadar; üzümünden, her çeşit sebzesine kadar; arıcılıktan balına kadar yaşanacak ve yaşlanılacak bir yerdir Edremit.

    Özellikle, bu bahar yeniden bir canlanma ile birlikte güzel bir yazın habercisi gibi hummalı bir çalışma yapılmaktadır. Artık insanlarımız güzel Gölümüzden ister Kampüse, ister İskele ‘ye, ister Akdamar Adasına rahatlıkla kısa sürede gidebilecek.

    Çocuklar Su Sporları ile yeniden eğlenerek kendilerini geliştirebilecek.

    Sahil bandının yapım aşamasında eski ve pazvanta tüm bunların kaldırılması ile birlikte, Edremit çok daha güzel bir şekilde Van’ a bakacak, Van’a bağlanacak.

    Bağlansın tabi, doğal bir Plato ile ailece piknikler daha güzel nerede yapıla bilinir, dostlarla Semaver Çaylar nerede yudumlana bilinir?

    Uzanacak yollar alabildiğine, Tatvan’dan Gevaş’ a, Van’dan Erciş’ e ama Gerdanlık Edremit’ in olacak, ilçeleri Van’ a O bağlayacak,

    Rengârenk çiçeklerle, Yeşil Vadileriyle, Mavi Sularıyla Güneşli günler ile Sımsıcak İnsanıyla Edremit Güzel olacak, Edremit Van’a bir başka bakacak.

    Devamını Oku

    TÜRKİYE KORSAN BİLDİRİYİ KONUŞUYOR!

    TÜRKİYE KORSAN BİLDİRİYİ KONUŞUYOR!
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Güzel ülkemiz bugüne kadar demokrasi yolunda o kadar çok bedeller verdi ki, bunları bırakın Z kuşağını yaşı kırkın altında olanlar bile zor hatırlar.

    Amiyane tabirle her canı sıkılan ya bir ” Bildiri ” yayımladı ya da demokratik yollarla seçilen hükümete kendince ayar verme amaçlı
    ” Muhtıra ” sundu.

    Evet kulaklarınıza inabilirsiniz; ne acıdır ki ülkemizde bu uğurda halkın % 53’ünün oyuyla seçilen başbakanı rahmetli Adnan Menderes bakanları ile birlikte 27 Mayıs darbesi sonrası asılarak idam edildi. 

    Hasılı kelam bu necip millet acı da olsa, Bildiri nedir, Muhtıra nedir, Darbe nedir kavrayacak kıvama çoktan gelmiştir. Çünkü hepsini yaşayarak öğrenmiştir.

    İşin en acı tarafı ise bu bildirileri ,muhtıraları ve darbeleri yapanlar bu milletin en çok değer verdiği noktalardan yani Peygamber Ocağı dediği üniformalı hainlerden askerin içinden çıkmasıdır.

    Bu darbe ve muhtıralar bazen emir komuta zinciri içinde (12 Eylül Darbesi gibi); bazen de emir komuta zinciri dışında sadece bir grup subay tarafından ( 27 Mayıs Darbesi gibi) planlanmış ve icra edilmiştir.

    Türk Silahlı Kuvvetleri 1960 ve 1980 yıllarında iki kez yönetime el koymuş, 1971 ve 1997 yıllarında ise seçilmiş meşru hükümeti istifaya zorlamıştır.

    2007 yılından sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bazı muvazzaf ve emekli mensubları, darbe planı ve ülkeyi kontrol atına almak amaçlı kaos planlarına ilişkin davalarla ilgili olarak yargılanmaya başlanmıştır. Bu davalar arasında Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe teşebbüsü iddiaları, Balyoz darbe planı, İrticayla Mücadele Eylem Planı, Ergenekon Davaları, 12 Eylül Darbesi ve 28 Şubat Süreci davaları bulunmaktadır. Bu davalar çerçevesinde 200’den fazla TSK mensubu halen tutuklu bulunmaktadır.

    250 den fazla şehit verdiğimiz binlercesinin ise gazi olduğu 15 Temmuz Darbe kalkışması da aradan geçen beş yıla rağmen henüz hafızalardaki yerini tüm sıcaklığıyla koruyor.

    Tüm bu acı hatıraları yaşayan milletimizin son olarak geçtiğimiz günlerde aylar öncesinden planlı bir şekilde organize olup meclis başkanı sayın Mustafa Şentop’un verdiği bir cevabı evirip çevirip bir bildiriye dönüştürerek üstelik altına emekli olmuş 104 genaralin bir gece yarısı yayımlamak sureti ile hükümete yeni bir ayar verme çabasını iyi niyetle görmeyeceği gibi altındaki art niyeti okuyacak basirete de sahiptir. 

    Amacınız ülkeyi karıştırmaksa doğrusu en iyi bildiğiniz konu tam da budur. Düşmanlarımızın bir taraftan elini avuşturarak pusuda beklemesini bir taraftan ise bıyık altında gülmesini sağladığınız için kendiniz ile ne kadar gurur duysanız azdır!

    Son söz olarak bu ülkede seçildiği günden bugüne kadar yaklaşık yirmi yıldır, milletine hizmet üstüne hizmet eden, girdiği tüm seçimlerde tüm rakiplerini açık ara geride bırakan bir iktidar vardır ve görevinin başındadır. Oturun oturduğunuz yerde, zevzekliğin, şımarıklığın ve küstahlığın lüzumu yoktur…

    Kalın sağlıcakla….

    Devamını Oku

    VAN’DA BİR HATTAT USTASI: AHMET HÜSREV KOYUNCU!

    VAN’DA BİR HATTAT USTASI: AHMET HÜSREV KOYUNCU!
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    İşte bu duygu ve düşüncelerle yaklaşık kırk yıldır Van’da hem imamlık yapan hem de kaligrafi ve hat sanatına tabiri caizse ömrünü adayan Ahmed Hüsrev Koyuncu hocadan saatlik te olsa tasavvufi ders almak oldukça heyecan vericiydi. 

    Neyzen Aziz Saydut un nefes verdiği Hat dersinde bugünkü ödev ” VAV ” harfinin hikmeti üzerine uzun uzadıya sohbet imkânı bulduk.

    Güzel yazı anlamında gelen talik gerektiren, bir ustanın dizini dibinde bend olmak ile başlar, izleyenleri hayran bırakan bir Vav’ dır. Öyle başlar hikaye göreni kendine hayran bırakır sonra peşi sıra koşturan sanat uzun süre mürekkep, hokka ve divit ile meşk ederek öğrenilir.

     Van da bu sanatı en eski imarete sahip olan Mimar Sinan’ın kalfalık işi olan Tarihi Hüsrev Paşa Camisi’nin avlusunda, şadırvanda akan suların musiki kattığı küçük bir hüsnü hat atölyesinde ney ile izleyenleri kendisine hayran bırakdı Hüsrev Hoca.

    Tekkeyi bekleyen sofi, çorbayı içer misali yıllardır bir yandan cemaatini bekler Hüsrev Hoca, bir yandan Allah boş duranı sevmez misali her biri itina ile seçilmiş okkalı kalemi ile kelama ayrı güzellikler katarak vaktini her daim dolu dolu geçirir. Ancak salgın nedeniyle talebelerinden ayrı kalmanın hüznü ile gözlerinin dolmasına da engel olamaz.

    Hüsnü hat üzerine hangi dersi verse, hepsinde ayrı bir tasavvuf edebi ve adabı görürsüsünüz. Edep Yahu derler ya, biz de  hocamızın yanında kelam etmeme gayreti ile ruzu huzurdan istemeye istemeye adap dairesinde ayrıldık ama tekrar tekrar geri gelmek ve bu derslerden uzak kalmamak için Edep Yahu…

    twitter takipçi satın al
    Devamını Oku

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.