Burhan Şeşen: Van’da tarih fışkırıyor!

Burhan Şeşen: Van’da tarih fışkırıyor!

Ünlü sanatçı İlhan Şeşen’in yeğeni Grup Gündoğarken’in kurucusu ve aynı zamanda Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) Yönetim Kurulu Başkanı olan sanatçı Burhan Şeşen, eşi Gizem Duman Şeşen ile birlikte Van’a geldi. Van’ı gezip görme imkânı bulduklarını ifade eden Şeşen, Van’ın her yerinin tarihi güzelliklerle dolu olduğunu belirtti.

ABONE OL
10 Ağustos 2021 11:38
Burhan Şeşen: Van’da tarih fışkırıyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Van’a, kendisinin müziklerini yaptığı, eşi Gizem Duman Şeşen’in ise anlatımını gerçekleştirdiği, Faruk Duman’ın halk hikâyelerinden uyarlanan Canlanma adlı müzikli masal oyununun prömiyeri için geldiklerini söyleyen ünlü sanatçı, Van’ı çok sevdiklerini belirterek hayranlığını dile getirdi.

Müzik hayatına nasıl başladığından, bundan sonraki projelerine kadar bir çok konu hakkında muhabirimize özel açıklamalarda bulunan Burhan Şeşen, pandemi sürecinin olumsuz etkilerinden de bahsetti.

My Suit Otel’de konaklayan Şeşen çifti, muhabirlerimizin sorularını yanıtladı.

İlk olarak muhabirimizin sorularını yanıtlayan Burhan Şeşen, şunları söyledi:

-KENDİNİZDEN BİRAZ BAHSEDER MİSİNİZ? BURHAN ŞEŞEN KİMDİR? MÜZİK HAYATINA NASIL BAŞLADI?

“1959 Eskişehir doğumluyum. Ortaokulu Ankara’da okudum. Liseyi İstanbul’da bitirdim. Lise ve Ortaokul dönemlerimde yavaş yavaş amatörce müziğe duyduğum ilgi şarkı yaparak başladı. Gökhan ağabeyimle beraber hep okul müsamerelerinde, özel günlerinde zaten hep sahneye çıkardık. Gökhan gitar çalardı, ben şarkı söylerdim. Liseden sonra üniversite hayatı başladı. Eskişehir’de Sinema ve Televizyon bölümü okudum bir süre. O dönemlerde daha da arttı yaptığımız şarkılar. İlhan Şeşen amcam da yapıyordu. Ayrı ayrı şehirlerdeydik. Gökhan Ankara’da öğrenciydi, amca Bursa’da avukattı, ben de İstanbul’daydım. Hepimiz hafta sonları buluşup birbirimize şarkılar çalardık. Vokaller yapardık, eksik sözleri tamamlardık gibi hep böyle müzikle ilgili iç içe bir hayatımız vardı ama hiçbir zaman profesyonel bir müzisyen olmak hiç aklımızdan geçmedi açıkçası. Sadece içimizden şarkı yapmak geliyordu, onu da yapıyorduk. Daha sonra İstanbul’a döndüm başka bir üniversiteye başladım. Vatan Mühendisliği ve Makine Mühendisliği okumaya başladım. O arada da 1981 yılında müzikte yeni bir aşı olacağız diye Burhan, Cengiz, Gökhan ve Bülent’in kısaltılmışı olan BCG adında bir grup kurduk. İlk konserimizi 1982 yılında grubun adı BCG ama konserin ismi Gündoğarken idi. O konseri o zaman Boğaziçi Üniversitesi’nde Müzik Kulübü Başkanı olan Mozaik Grubunun da kurucusu çok değerli müzisyen arkadaşım Ayşe Tütüncü organize etmişti. O konsere amcam da geldi ve hakikaten baktık orada çok inanılmaz bir ilgi vardı. Ondan sonra dedik ki artık grubun adını Gündoğarken koyalım, artık amca da yavaş yavaş dâhil olsun dedik. Hodrimeydan Kültür Merkezi’nde bir konser verdik. O konserde Levent Kırca bizi gördü, odasına çağırdı. Bize Kadıncıklar diye bir oyun texti verdi. Ondan sonra profesyonel müzisyen oldum.”

-MÜZİĞİ SİZE SEVDİREN ŞEY NE OLDU?

“Müziği bize sevdiren babamız oldu. Babamız aslında ‘Ankara’dan Gelen Abi’ isimli şarkıdaki, amcamın babama yazdığı bir şarkıdır zaten. Babam pilottu. Amerika’da yaşıyor, şuanda 88 yaşında. Babam çok müziksiyi severdi. Mesela yurtdışına gittiği zaman inanın bavul dolusu plaklarla gelirdi. O zamanlar ufak bir makara teybimiz vardı evde, tabi o zamanlar öyle çok batı müziği dediğimiz müzikler çalmazdı. Günde bir saat TRT’nin bir programı vardı. Oradan kayıtlar yapardık hep. Müziği hakikaten babam sevdirdi ama annem de olağanüstü güzel şarkı söylerdi. Yemek yaparken, iş yaparken, çalışırken. Ondan sonra amcanın 1971 yılında yaptığı ilk 45’liği de bizi çok etkiledi. Bu üç faktör beni müziğe yöneltti diyebilirim.”

-GRUP GÜNDOĞARKEN NE ZAMAN KURULDU? 

“Grup Gündoğarken 1983 yılında kuruldu. Levent Kırca’nın ‘Kadıncıklar’ isimi ile ilk defa ismini duyurduk. Grup Gündoğarken, yoluna İlan, Burhan ve Gökhan Şeşen ile başladı. 2001 yılından bu yana Burhan ve Gökhan Şeşen ile yoluna devam ediyor. Amca farklı bir müzikal kariyer ve farklı bir sanat kariyeri yolunu seçti. Biz Gökhan ile farklı bir yol seçtik ama bu hiçbir zaman amca ile bir dargınlığımız, kırgınlığımız olduğu anlamına gelmesin. Biz hala konserlerimizde amcanın o güzel şarkılarını zevkle söyleriz. Ayrıca Grup Gündoğarken, bana sorarsanız bir müzikal anlayıştır aynı zamanda. Sadece fertlerden oluşan bir şey değil. Bağırıp çağırmadan şarkı söyleyen, sözlerine özen gösteren, vokal ağırlıklı ve akustik enstrümanlar ağırlıklı bir anlayıştır.”

-ÜSTAT İLHAN ŞEŞEN’İN SİZE KATTIĞI EN DEĞERLİ VE ANLAMLI ŞEY NEDİR?

“Onun da bize müziği sevdirmesinde çok büyük bir katkısı oldu. Yaptığı çok özel, çok güzel şarkılar var. Bir dinleyici olarak ta sadece bir müzisyen olarak değil. O yaptığı güzel şarkılardır bize kattığı. Zamanında tabi bizi amca olarak kollaması gibi bir sürü olumlu yönde kattığı şeyler vardır.”

-MÜYORBİR NEDİR? NE ZAMAN KURULDU? NEYİ AMAÇLAMAKTADIR? KİMLERDEN OLUŞUYOR?

“Müzik Yorumcuları Meslek Birliği 5846 sayılı yasayla 2000 yılında kurulmuş, Türkiye’deki müzisyenlerin, yorumcuların hakkını takip eden tek müzik meslek birliğidir. Ben yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum. Yönetim Kurulu Üyeleri olarak, Edip Akbayram, Belkıs Akkaya, Onur Akın, Tolga Sağ, Mehmet Gümüş, Suzan Kardeş, Hüseyin Turan ve Metin Özülkü’den oluşmaktadır. Dediğim gibi Türkiye’deki yorumcuların hakkını takip eden tek meslek birliğidir. Biz ne yapıyoruz; Kafe, bar, restoran, oteller dediğimiz umumi mahaller, radyo ve televizyonlardan yorumcuların telif hakkını topluyoruz ve dağıtım yönergesine göre onlara dağıtıyoruz. Kabaca işimiz bu.”

-YENİ PROJE VE ÇALIŞMALARINIZ VAR MI?

“Aslında birkaç tane var. Biz Zülfü Livaneli’nin şarkılarını çok iyi söylerdik. Hala söyleriz. Hatta Zülfü ağabey yıllar önceki bir röportajında benim şarkılarımı en iyi yorumlayan Grup Gündoğarken demişti. Zülfü ağabeyle geçtiğimiz 4 sene önce bir ODTÜ şenliğinde birlikte sahne aldık. Ben o zaman o projeden bahsettim. Zülfü ağabey, biz sizin şarkılarınızdan oluşan bir albüm yapmak istiyoruz dediğimde bana; Burhancım tabi ya siz söyleyemeyeceksiniz de kim söyleyecek benim şarkılarımı demişti. Bir öyle Livaneli Şarkıları diye bir projemiz var. Bir de Gökhan’ın özellikle 1971 yılında yaptığı şarkılar var. Repto Gündoğarken diye bir projemiz var. Yine bir diğer projemiz ise bir Gündoğarken tribute Albümü. Bu konuda da amca ile de görüştük. Oda onay verdi. Tabi pandemi dönemi birçok şeyi çok olumsuz etkiledi. Yani motivasyon olarak ta çok olumsuz etkiledi. Bu dönemin geçmesini bekliyoruz ki, projeleri hayata geçirelim.”

-PANDEMİ SÜRECİ SİZİ NASIL ETKİLEDİ?

“Pandemi dönemi aslında hem maddi hem de manevi olarak çok zor bir süreç. Ben bu süreçte piyon öğrendim. Yıllarca hep başlamayı düşünüyordum. Çünkü oturuyorsunuz hep evde. Sinema kurgu programı öğrendim. Bir iki dönem sinema televizyon bölümü okuduğum için. Fotoğrafçılığa bende çok meraklıyım. Öyle geçirdim pandemi sürecini. Hesaplaşma aslında bu pandemi süreci bir yandan baktığımız zaman. İnsanların ne kadar birbirine muhtaç olduğunu gösterdi. Siz iyi olacaksınız ki bende iyi olayım. Sizden bana bir şey bulaşmasın diye. Bu çok enteresan bir dönemdi tabi birçok müzisyenin intihar ettiği haberiyle çok üzüldük. Çok çalkalandık. Ben özellikle meslek birliği başkanı olarak sektör adına elimden gelen her şeyi yaptım. Meclise gittim, bakanlarla randevular alarak toplantılar yaptım, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ile görüştüm. Ufak tefek destekler sağlayabildik ama bunlar kâfi değil. Hala bir belirsizlik ortamı var şuanda. Yani ne olacağı belli değil. Yine Eylül’de kapanma gelecek mi, gidecek mi diye. Bu tabi çok etkiliyor müzik sektörünü. Bir konser düzenlemek, organize etmek çok ciddi bir maliyet gerektiren bir iş yani profesyonel anlamda yapıyorsanız, bunun sanatçı kaşesi var, uçak, yol, konaklaması var, güvenliği var baya bir iş var. Onun için bu belirsizlik yüzünden iptal olursa bu sefer onca masraf boşa gidecek. Seyirci de kendi açısından baktığı zaman oda konser iptal olur diye bilet almaktan imtina ediyor. Bu yüzden çok zor bir süreç. Gerçekten en çok etkilenen sektörlerin başında da müzik sektörü geliyor. Hepimizi olduğu gibi tabi beni de çok olumsuz etkiliyor pandemi dönemi.”

-VAN’I NASIL BULDUNUZ? VAN’DA NERELERE GİTTİNİZ VE SİZİ EN ÇOK CEZBEDEN NE OLDU?

“Van’a resmen bayıldım. Van’a üçüncü gelişim ama daha önce hep günübirlik gelip dönüyorduk. Bu sefer özellikle eşimle yaptığımız Canlanma diye bir proje var. Faruk Duman masalının ben de müziklerini yaptım, sahnede onları canlı icra ettim. Dedik ki bu bahaneyle kalalım birkaç gün. Çok sevdim yani gerçekten insanlarını çok sevdim, zaten şehrin doğal güzelliği olağanüstü. Havası özellikle, İstanbul’da 35-36 derecelerden geldik ve çok nemli bir ortamdan geldik. Burada resmen gece yorgan filan örttük. O bakımdan inanılmaz sevdik. Yemekleri filan ayrı güzel, insanları ayrı güzel. Benim kafamda Türkiye’de 2-3 şehir vardı. Van’da inanın bana bunlardan birisi oldu. Diğer iller Sinop, Antakya ve Mardin’di. Ama ben Van’ı da mutlaka bu üçlünün içine katacağım. Kare As tamamlandı diyebilirim benim için. Akdamar Adası’na gittik, Kedi Evi’ne gittik, Van Kalesi’ne gittik. Gidebileceğimiz birçok yeri gidip gezdik. Zaten şehrin dört bir yanından tarih fışkırıyor. Aslında özellikle Van Gölü’ne siz Van Denizi diyorsunuz. Aslında çok haklısınız deniz demekle. Göl ile alakası yok hakikaten. Hep duyuyorduk, biliyorduk ama bu kadar gezip görünce resmen bir iç deniz aslında Van Gölü. Dediğim gibi çok beğendim, çok sevdim ilk fırsatta tekrar geleceğiz inşallah. Tüm Vanlılara çok teşekkür ediyorum, saygı ve selamlarımı iletiyorum.”

Haber: Emre An

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

superbahis safirbet polobet maltcasino interbahis grandbetting dinamobet celtabet aresbet asyabahis betnano casinomaxi casinometropol galabet jojobet marsbahis mroyun perabet imajbet betmarino verabet holiganbet meritroyalbet trendbet