Gizem Duman Şeşen Van’ı çok sevdi…

Gizem Duman Şeşen Van’ı çok sevdi…

Faruk Duman’ın halk hikâyelerinden uyarlanan Canlanma adlı müzikli masal oyununun prömiyeri için eşi Burhan Şeşen ile birlikte Van’a gelen, Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu Kurucusu Gizem Duman Şeşen, Van’da çok güzel bir ilgiyle karşılaştıklarını belirterek, gazetemize özel açıklamalarda bulundu.

ABONE OL
10 Ağustos 2021 11:31
Gizem Duman Şeşen Van’ı çok sevdi…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Canlanma adlı müzikli oyunun prömiyeri için Van’a geldiklerini söyleyen Gizem Duman Şeşen, oyunun müziklerini eşi Burhan Şeşen’in yaptığını, anlatımını ise kendisinin yaptığını belirtti. 

Büyük bir ilgiyle karşılaştıklarını söyleyen Şeşen, Van’ı çok sevdiklerini ve dönmek istemediklerini dile getirerek, en kısa sürede Van’a tekrar gelmek istediklerini ifade etti.

My Suit Otel’de konaklayan Şeşen çifti, muhabirlerimizin sorularını yanıtladı.

Muhabirimizin sorularını yanıtlayan Gizem Duman Şeşen, şunları söyledi:

-KENDİNİZDEN BİRAZ BAHSEDER MİSİNİZ? GİZEM DUMAN ŞEŞEN KİMDİR?

“İstanbul’da yaşıyorum. Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’nun kurucusu, oyuncusu, yönetmeni, yazarı,nakliyecisi  gibi bir özel tiyatroda yapılması muhtemel her şeyi yapan kişisiyim aslında. Konservatuvarda öğrenciyken kurdum tiyatromu. Kurulduğu günden beri hem çocuk oyunları, hem yetişkin oyunları sahneledik bunun yanında eğitimlerimiz ve sosyal sorumluluk projelerimizde oldu. Van’a özellikle gelmek istedik. Prömiyeri burada yapmayı çok istedik. O yüzden de çok mutlu ve heyecanlıyım.”

-BURHAN ŞEŞEN BEYEFENDİYLE NASIL TANIŞTINIZ?

“Aslında tanışıklığımız çok eski. Sanıyorum 15 yıl oldu tanışalı. Ben Ezginin Günlüğü’nü çok severim. Büyük bir hayranıyım. Aslında biz Nadir ağabeyle tanışıp onlarla sohbet etmek istediğim gün tesadüfen Burhan oradaydı onunlada  tanışmış olduk.Sonra uzun yıllar belli aralıklarla görüştük. Çok fazla bir arada bulunduk derken sevgili olduk. Şimdide  evliyiz. Aslında çok uzun bir süreç. Yalova’da yaşıyordum konservatuvarı kazanıp İstanbul’a gelmiştim. İstanbul’a ilk geldiğimde tanıştık.”

-OYUNCULUĞA VE TİYATROYA OLAN SEVDANIZ NASIL GELİŞTİ?

“Aslında birçok tiyatrocunun cevabıdır bu. Çocukluğumdan beri bunu çok istiyordum. Çok küçük yaşta da bulunduğum ilçe tiyatro kursuna yazıldım. Bir sürü oyunlar oynadım. Çok istiyordum, tabi her ailede olduğu gibi benim ailem de önce bir üniversite oku, bir mesleğin olsun sonra tiyatro da yaparsın diyorlardı. Çünkü bizde tiyatro, müzik, resim gibi sanatlar bir meslek olarak görülmediği için ailelerde de sürekli bir ekonomik kaygı var. Çocuğum para kazanabilecek mi? Ya aç kalırsa? Sanatçılar para kazanamıyorlar gibi bir algı var. Benim ailem de onlardan biriydi. Önce bir mesleğin olsun, sonra bu yine olur dediler. Tabi uzun direnişler, kavgalar filan derken sonucunda zar zor okula girdim. Kazandıktan sonra da zaman zaman bir şey daha mı okusan ? bir şeyler daha mı yapsan? demeye devam ettiler. Ama ben başladığım günden beri çok mutluyum. Elbette ki her mesleğin zorluğu var. Her zaman tutkuyla bağlıydım mesleğime.”

-KUZGUNCUK SANAT TİYATROSU’NU KURMANIZDAKİ EN ÖNEMLİ AMAÇ NEDİR?

“İkinci sınıftaydım o zaman son sınıfta arkadaşlarım vardı ve muhteşem mezuniyet oyunları yaptılar. Ama sadece mezuniyet oyunlarını mezun oldukları gün oynayabildiler. Sonrasında hiçbir yerde oynayamadılar. Sonra iş aramalar başladı.Şehir tiyatroları , devlet tiyatrosu kadro açmıyor, sınav açmıyor. Özel tiyatroların zaten ekipleri var fazla oyuncu alamıyorlardı. Alsalar da ekonomik olarak çok zor. Dedim ki öyle bir tiyatromuz olsun ki  canımızın istediğini oynayalım. Benim tiyatro kurmak gibi hayalim, isteğim hiç yoktu. Ben sadece sahnede olmak istiyordum. O kadar çok sahnede olmak istiyordum ki başka hiçbir şey yapmak istemiyordum. Sonra o kadar az sahnede oldum ki bu tiyatroyu kurduktan sonra, her şeyi daha çok yapıp daha az oyunculuk yapabildim. O yüzden çok heyecanlıyım bugün buraya bu oyunla geldiğim için. Kuzguncuk Sanat kurulduktan sonra her dönem çok farklı oyunlar oynadık, atölyeler yaptık, eğitimler verdik, mahalleler,köyler, şehirler gezdik. Elbette canımızın istediğini yapalım derken bundan bahsediyordum. Herkese ulaşmak. Tiyatronun kapısı ardına kadar açıktı. İçeriye girip şunu yapmak istiyorum diyen herkesin hayaline destek olmaya çalıştım. Çünkü o amaçla kurmuştum. 5 sezon Kuzguncukta sahnemiz de, atölyemiz de vardı. Eski bir Kuzguncuk evinde, sonra satılınca çıkmak zorunda kaldık. Gezici olarak devam ediyoruz.”

-ÜLKEMİZDE TİYATRO SANATI HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRÜYOR MU? İLGİ NE YÖNDE?

“Buna iki taraftan bakmak lazım. Bu sanatı icra edenler ve bu sanatın seyircisi. Ben seyirciyle alakalı bir sorun yaşamadım. Çünkü seyirci beğendiği oyunu takip eder. Sahnesine sahip çıkar. Yani ben burada seyirciye çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Seyirciye sunduğunuz oyunun karşılığını hemen alırsınız . Ama belki burada şuna bakmak lazım. Biz bu mesleğe ne kadar değer veriyoruz. Biz bu mesleğe ne kadar sahip çıkabiliyoruz. Biraz önce bahsettiğim ailelerin bu bir meslek değil algısında, aslında resmi olarak bu mesleğimizin bir tanımı olmamasının etkiside olabilir. Tiyatrocu, tiyatro oyuncusu, tiyatro yönetmeni, tiyatro ışıkçısı, dramaturg kim bunlar? O yüzden önüne gelenin yapabildiği ve aslında hayatını bundan geçindiren, mesleği bu olan insanın da kayıt dışı olduğu bir sektörden bahsediyoruz. Pandemi döneminde bununla ilgili ciddi çalışmalar yaptık. Mesleki yeterlilik kurumuyla sözleşmemizi de imzalıyoruz. meslek tanımları yapılacak. O zaman biz de mesleğini icra edenler olarak, mesleğin hak ettiği değeri aslında belki o zaman vermiş olacağız. Çok iyi oyunlar yapmak, harika turneler yapmak, müthiş müzikaller yapmak güzel ama sadece bunlar yeterli değilmiş. Değildi de zaten. Şimdi işte mesleğimize hakkını verme zamanı..”

-PANDEMİ SÜRECİ TİYATROYU NASIL ETKİLEDİ?

“Her sektörü etkilediği gibi tabi ki tiyatroyu da etkiledi. Aslında uluslararası bir facia yaşıyoruz. Hani böyle pandemi, covid deyince biraz böyle tatlı bir şey oluyor ama büyük bir savaşın, kaosun içindeyiz . Pandemi ilan edilmeden önce de oyunlarımız iptal edilirdi.Maç olur iptal, şehit olur iptal, sel olur iptal, deprem olur iptal her şeyde niye biz iptal ediyoruz. Epey tepki göstermiştim. Belediyeler hemen açıklama yaptı etkinlikler iptal diye. En çok buna sinir oluyorum. Etkinlik nedir? Oyunlar konserler iptal demeyi bile bilmiyorlar. Çünkü tüm yerel yönetimler için biz sadece eğlenceyiz. Önce iptal etmedim. Çünkü televizyonda vahşi diziler devam ediyordu. Yarışma programları devam ediyordu. Eğlence ve her şey devam ediyor. Ama hemen oyunlar ve konserler iptal oldu. Biz iptal etmiyoruz devam ediyoruz deyince tam da anlayamamıştık tabi mevzuyu, seyirciden tepki geldi. Bir dakika ya, burada sağlık söz konusu siz ne yapıyorsunuz diye. Ama bizim hayatımız  pandemi olduğu için anlamamıştık. Bu ülkede sürekli facialar yaşanıyor. Ne yazık ki ülkemizde facianın, felaketin olmadığı bir hafta yaşamıyoruz ki biz. Bu artık normalleşti. Ya bir doğal afet oluyor, ya da başka birşey oluyor. Bunların hepsinde her şey devam ederken, biz neden iptal oluyoruz. Başta buna biraz tepki göstersek te baktık mesele başka bir yere gidiyor. En azından kendi adıma pandemiyi biraz geç anladım. Çünkü dediğim gibi hep pandemiydik. Çok zordu. Tiyatrolar resmi olarak çok az bir süre kapandı. Onun dışında tiyatrolar aslında hiç kapanmadı. Bu konuda gerçekten Kültür Bakanlığı da çok hassas davrandı biz hiç kapanmadık. Ama hiç kapanmamamızın bir anlamı olmadı. Çünkü sokağa çıkma yasakları akşam 19.00’du. Bir ara 21.00’di. insanlar gelecek te, eve gidecek te, o sahneye ulaşacak. Ne ara yemek yiyecek. O kadar zordu ki saatler. Bazı tiyatrolar direndi bu konuda. Oyunlarını 16.00’ya 17.00’ye çekenler oldu. Saatleri değiştirselerde bu bir çözüm olamadı tabi. Yani kapanmadık ama zaten kapalıydık.”

-YENİ ÇALIŞMALARINIZ VEYA PROJELERİNİZ VAR MI?

“Buraya gelip prömiyer yaptığımız oyun, müzikli masalımız Canlanma, Faruk Duman’ın halk hikayelerinden uyarlaması. Burhan yapıyor müziklerini, ben anlatıyorum. Aslında aile yapımı bir iş oldu bu. Kesinlikle iç yapım. Bu beni çok heyecanlandırdı. Açıkçası prömiyere kadar da nasıl bir şey olacağını da çok kestiremedim. Seyirciyle prova yapamıyorsunuz, geldik ve prömiyerde çok heyecanlandım. Çok hoşuma gitti. Sanırım bu çok uzun bir süre de böyle devam edecektir. En azından bu sezonu bu şekilde devam ettirebiliriz. Çok uzun vadeli programları sanırım hiç birimizin yapamadığı bir dönemdeyiz. Sahnem ve atölyelerim artık yok. Olsalardı biraz daha rahat hareket edebilirdim. Muhtemelen hiç kapatmaz ve her şeye devam ederdim. Böyle olunca tabi dışa bağlısınız. Program yapabildiğimiz kadar yapacağız, oynayabildiğimiz kadar oynayacağız. Ben zaten tiyatroyu kurarken de, Kuzguncuğa taşınırken de, bir oyun çıkarırken de hiçbir zaman düşünmedim. Hiç biri planlı değildi. Biraz böyle spontane yaşarım. Doğru olduğunu düşünmüyorum, yani bunu bir tavsiye ya da bakın ben böyle bir şey yapıyorum bu iyi bir şey diye demiyorum. Çünkü zor bir şey. Programsız bir şekilde karar verip o işe başlamak gerçekten çok zor. Ama bende de böyle bir şey işte canım o an ne isterse, ne olursa onu yapıyorum. Bunu böyle konuşuyoruz ama belki haftaya yeni bir projeye başlayabilirim. Bunu bilmiyorum. Ama şuan için çok büyük bir projem veya çok uzun vadeli bir düşüncem yok. Çok fazla kalabalık bir ekibin sorumluluğunu alabilecek ekonomik gücüm de yok. Buda çok önemli. Dolayısıyla bilmiyorum şuan.”

-VAN’DAKİ POTANSİYELİ NASIL BULDUNUZ, NASIL BİR İLGİYLE KARŞILAŞIYORSUNUZ?

“Bizim oyunumuz yaz turneleri. Kültür Bakanlığı’nın özel tiyatrolar için yaptığı bir proje yaz turneleri. Yani söylediklerine göre bu turne kapsamında en kalabalık seyirciye ulaşmışız. Buda beni çok mutlu etti. Çünkü tabi havalar çok güzel ve herkes dışarıda olmak istiyor ve çok az seyirciyle devam ediyordu tüm illerde, tüm sahnelerde. İnsanları da anlıyoruz. İki yıl oldu evdeyiz sürekli ve herkes evde. Hazır bu yasaklar da kalkmışken biraz hava almak, biraz dolaşmak en büyük ihtiyaçları. Bu yüzden açık havalardaki oyunlar daha iyi gidiyor ama salonlar biraz daha düşük gidiyordu. Buna rağmen kalabalıktı. Ama zaten bize hep söylüyorlardı. Van’da müthiş bir seyirci var diye. Bende zaten bile isteye, özellikle Van’da olmayı çok istedim. İyi ki de oldu. Çok mutlu oldum, çok keyifliydi.”

-SON OLARAK NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

“Ben buraya bayıldım ve gitmek te istemiyorum. Gerçekten dönmek istemediğim bir yere dönüştü. Çünkü hakikaten doğası, insanları o kadar güzel ki. Genelde turnelerde şehirlere giderken oyununuz biter ve dönmek zorunda kalırsınız. Çok az vakit geçirebilirsiniz. Ben Van’da özellikle kalmayı çok istedim. Biraz süreyi uzatalım, ya öncesinde ya sonrasında mutlaka burada biraz vakit geçirelim çok istedim. Tahminim çok üzerinde bir şehirle karşılaştım. Özellikle insanların sevgisi, saygısı, ilgisi, alakası, tanımadıkları her hangi birine karşı bu o kadar özlediğimiz bir şey ki. Çünkü hayatımız gerçekten öfke, önyargı, şiddet, gerginlik, o kadar böyle hep olumsuz ve bizi beslemeyecek şeylerle doldu ki, bir de üzerine pandemi geldi. Herkes mutsuz ve gerginken, en yakınıyla bile burun buruna gelmişken, burada bizi hiç tanımayan insanların bu ilgisi, alakası ve doğası her şeyi çok güzel. Sevgili arkadaşım meslektaşım Fatih Taşdemir bir an yalnız bırakmadı. Evimizde bu kadar keyifli olamazdık. O yüzden gerçekten gitmek istemiyorum. Ama en kısa sürede hakikaten geri gelmeyi çok isterim. Fatih’in festivalini sabırsızlıkla bekliyorum. Koşarak geleceğim.”       

ÖZEL HABER

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

superbahis safirbet polobet maltcasino interbahis grandbetting dinamobet celtabet aresbet asyabahis betnano casinomaxi casinometropol galabet jojobet marsbahis mroyun perabet imajbet betmarino verabet holiganbet meritroyalbet trendbet