KUSUR’A BAKMAYIN!

KUSUR’A BAKMAYIN!

Ne gariptir ki kusurlu olan insanoğlunun, başkalarından kusursuzluk beklemesi…

ABONE OL
20 Şubat 2021 03:48
KUSUR’A BAKMAYIN!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ne gariptir ki kusurlu olan insanoğlunun, başkalarından kusursuzluk beklemesi…

Hepimiz insanız ve haliyle hepimizin kusurları muhakkak vardır.

Kusursuz insan yoktur ve aslında insanı insan yapan, insanın hayattaki en büyük imtihanı kusurlarıdır.

Son zamanlarda bakıyorum birçok kişi seçici davranıyor. Kusursuzluğu ararcasına…

Aslında seçici olmak her zaman iyi bir şey değildir. Çünkü kendini mutlu etmek isterken, başkalarını üzebiliyor insan bazen…

Başkalarının üzülmesi veya mutlu olması belki birçok kişinin umurunda değildir, ya da insan sırf karşıdaki kişi mutlu olsun diye yapmacık kararlar vermek zorunda da değildir tabi ki.

Muhakkak herkes kendi mutluluğunu, menfaatlerini, çıkarlarını düşünür ama merhamet duygusu olan bir insan karşısındakini de düşünmeden edemez.

Aslında benim anlam veremediğim konu; (Beyaz Atlı Prensi – Pamuk Prensesi) ararken, insanların ötekileştirilmesi ve birçok kişiye önyargı ile yaklaşılması…

Özellikle bir ilişki kurma aşamasındaki seçicilik beni hayrete düşürüyor.

Sanki insanlar asıl seçilmesi gerekenleri bir yana bırakıp, kendi egosunu tatmin etme peşindeymiş gibi bir hava var.

Nereden geldik, nereye gidiyoruz. Biri ölümsüzlüğün iksirini buldu da bizim mi haberimiz yok!

Her şeyi en ince ayrıntısına kadar ayıklamak, kusursuz ve sonsuz bir hayat anlamına mı geliyor acaba!

Çevremden gözlemlediğim kadarıyla gerçekten bazı insanları bu konuda anlamakta güçlük çekiyorum.

Kişinin kendini kusursuzmuş gibi görüp karşısındakinin de mükemmel biri olmasını istemesi ve ondan enteresan beklentiler içinde olması, üstelik bu beklentileri kendi gözünde çok küçük bir şeymiş gibi görmesi o kadar anlamsız ki…

Hani kendisi bir kusur işleyince özür dileyerek affedilmeyi bekleyip, başkalarının hatalarını kusurlarını affetmeye tolerans göstermeyen kişiler olur ya, işte onları anlayamıyorum.

Benim istediğim gibi bir hayat olacak deyip, karşıdakinin düşüncesine bile tahammül edemeyen; bundan olmaz, bu yapamaz, bu edemez, bu veremez diye düşünüp zihninde her şeyin hükmünü ön yargılarıyla veren kişiler var ya; tam da onlardan bahsediyorum.

Tabi ki tüm sebepler bir yana, sırf yanına yakıştırmadığı için elinin tersiyle itenler de dahil…

Bazen insanların gerçekten özünü unutup bir hayal dünyası içinde hayat sürdüğünü düşünmüyor değilim…

Aslında merak etmiyor da sayılmam…

Acaba bu şekilde davranıp amacına ulaşan insanların mutluluğu ne kadar sürüyor?

Hani o özene bezene seçtikleri insanlarla gerçekten istedikleri gibi bir yaşam sürdürebiliyorlar mı?

Nasıl olmalı diye bana soracak olursanız, kişi gerçekten mutlu ve huzurlu olmak istiyorsa seçici olması gereken aslında üç kriter var.

Eğer bu üç şey bir insanın karakterinde varsa, diğer ayrıntıların pek te bir önemi yoktur diye düşünüyorum…

Bunlar; 1-(AŞK), 2-(GÜVEN) ve 3-(SADÂKAT)

AŞK; ruhun en değerli hazinesidir, aynı zamanda içinde sevgiyi ve şefkati barındırır. Sevgi ise gönlün en büyük zenginliği demektir ve tabi içinde saygı da varsa. Çünkü saygı seni sen yapan en yegâne şeydir.

GÜVEN; insan ilişkilerinin temelidir. İnsana aşkı, sevgiyi, saygıyı sevdiren ve bağlılık duygusunu sorgusuz sualsiz hissettirebilen hayatın olmazsa olmazlarından biridir.

SADÂKAT; içtenliğin, samimiyetin ve tıpkı Güvende olduğu gibi bağlılığın bir nişanesidir.

Bence insanın bu üç temel özellik üzerinde seçici olması gerek.

Bir insan eğer gerçekten karakterli biriyse o kişinin kaşının gözünün, dış görünüşünün bir önemi yoktur.

Boyu uzunmuş-kısaymış, gözü renkliymiş-değilmiş, zayıfmış-şişmanmış, güzelmiş-çirkinmiş, zenginmiş-fakirmiş, büyükmüş-küçükmüş ne önemi var.

‘Ben şöyle birini istiyorum, böyle özellikleri olsun, bana şunu yapsın, bunu desin, şunu versin’ gibi hayallerle insan kendini kandırmamalı ve bu hayaller uğruna da karşısındaki insanları incitmemeli.

Eğer bir şeylere aldanmak istiyorsak gelip geçici olan şeylere değil, bizde manevi olarak kalıcı olan şeylere aldanmak gerekir.

Merhum Âşık Veysel’in bir sözü vardır; “Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa”

Kişi yanına değil, gönlüne yakışmalı bir insanın.

Ben artık yeni nesil ilişkilerde bahsettiğim kriterlere önem verildiğini maalesef göremiyorum.

Her şeyi dıştan yargılayan bir düzen oluşmuş.

İnsanlar arasındaki ilişkiyi şuan sadece bir tüccar mantığı gibi görebiliyorum maalesef.

Kimse kimseyi kişiliğiyle karakteriyle olduğu gibi sevmek istemiyor.

Kimse kimseye güven vermek, sadık olmak istemiyor.

‘Bana bir yanlış yapılırsa, bende ona bir yanlış yaparak karşılık veririm’ mantığı var.

İnsanları tanımadan, dinlemeden, anlamadan dıştan yargılamak ne kadar doğru?

Bu insanlar neye dayanarak, neye güvenerek veya neyi öngörerek bu kararları verebiliyorlar?

Hz. Mevlana bir sözünde şunları söylüyor; “Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, malına güvenme bir kıvılcım yeter. Rabbine güven ‘O’ her şeye yeter”

Gençlik geçicidir, tıpkı bu dünya gibi…

Seçici olurken, tek hayaliniz yaşlılığınız olsun. Sizin yanınıza yakışan birindense, hasta döşeğinizde yattığınız zaman başucunuzda sizin için bekleyebilecek birini seçin.

Haa ben kendimi huzur evinde görmek isterim derseniz, onu bilemem.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, kalın sağlıcakla…

instagram profil ziyareti satın al

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

superbahis safirbet polobet maltcasino interbahis grandbetting dinamobet celtabet aresbet asyabahis betnano casinomaxi casinometropol galabet jojobet marsbahis mroyun perabet imajbet betmarino verabet holiganbet meritroyalbet trendbet